ANKARA — CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) alım politikalarının üreticiyi korumakta yetersiz kaldığını savunarak, tarım sektöründe uygulanan politikaların üreticinin gelir kaybı yaşamasına neden olduğunu söyledi. Gürer, TMO’nun açıkladığı alım fiyatlarının piyasada belirleyici olduğunu ancak uygulama koşulları nedeniyle birçok çiftçinin ürününü bu fiyatlardan satamadığını ifade etti.
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin geçmişte çiftçinin en önemli güvencelerinden biri olduğunu belirten Gürer, kurumun zaman içinde yapısal değişiklikler yaşadığını anlattı. 2006 yılında depoların satılması ve birçok bölgede TMO’nun alım faaliyetlerinin azaltılmasıyla üreticinin pazarlama konusunda sıkıntılar yaşamaya başladığını dile getiren Gürer, daha sonra kurumun yeniden farklı bir yapıyla faaliyet göstermeye başladığını söyledi.
TMO’nun açıkladığı alım fiyatlarının taban fiyat niteliği taşımadığını belirten Gürer, sistemin üreticiyi tüccar karşısında zayıf bıraktığını savundu.
“Kamunun ‘alım fiyatı’ adı altında belirlediği fiyatı tüccar bekliyor, onun altında fiyatla piyasaya giriyor. Taban fiyat uygulaması olmadığı için TMO’nun açıkladığı fiyat bir alım fiyatı. Ama TMO’ya ürün teslim etmenin şartları ağır. Randevu sistemi diyor, ödemede problem var, ‘Ayağıma getir, belirlediğim yerde olsun’ diyor; çünkü her yerde alım yapmıyor. Borçlu çiftçi de tarlaya gelen tüccara ürününü vermek durumunda kalıyor ve ürününden para kazanamıyor.” dedi.
Buğday alım fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında kaldığını ileri süren Gürer, farklı bölgelerde maliyetlerin değiştiğine dikkat çekti.
“Bu yıl 16 bin 500 lira tonunda buğdayın fiyatı açıklandı. Çukurova’daki verimliliğe göre 20 bin lira civarında bir fiyatken, İç Anadolu’da kıraç arazideki verime göre de 24 bin lira civarında bir maliyeti var.” ifadelerini kullandı.
Fındıkta açıklanacak alım fiyatlarının üreticiler açısından kritik önem taşıdığını belirten Gürer, Cumhuriyet Halk Partisi’nin önerisini de Genel Kurul’da paylaştı.
“Cumhuriyet Halk Partisi olarak önerimiz; çiftçi refahını sağlayacak, kiloda 370 liralık bir fiyat diyoruz.” diye konuştu.
Fındığın ülkemiz açısından stratejik bir ihraç ürünü olduğunu vurgulayan Gürer, üreticinin yeterince desteklenmediğini savunarak yabancı şirketlerin sektördeki etkisine dikkat çekti.
“Fındıkta dünya markasıyız. Ama Türkiye’de fındık üreticisinin yanında durmayan bir kamu var.” dedi.
Konuşmasının devamında tarım sektöründeki genel tabloyu değerlendiren Gürer, yalnızca tek yıllık üretim artışlarının esas alınmasının gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Kuraklık ve zirai don nedeniyle son yıllarda önemli üretim kayıpları yaşandığını belirten Gürer, tarla ürünleri ve meyvede yaklaşık 10’ar milyon tonluk kayıp oluştuğunu söyledi.
Buğday üretimindeki uzun dönemli değişime de dikkat çeken Gürer, nüfus artışı dikkate alındığında üretimde yeterli seviyeye ulaşılamadığını ifade etti.
“2002 yılında bu ülkede 19 milyon 500 bin ton buğday yetişirken geçen yıl 17 milyon 900 bin ton yetişmişti. Nüfus oranı ölçüsünde buğday üretiminde artışımız yok, açığımız var.” dedi.
Üreticinin alım gücündeki gerilemeye ilişkin örnekler veren Gürer, buğday fiyatlarının girdi maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını belirtti.
“2025 yılında 1 ton buğday satan çiftçi 287 litre mazot alıyordu. Bu yıl 1 ton buğday satan çiftçi 214 litre mazot alabiliyor.” ifadelerini kullandı.
Mazot fiyatlarındaki artışın üretim maliyetlerini ciddi şekilde yükselttiğini belirten Gürer, “2021 yılında mazot 7 lirayken 2026 yılında mazot 77 lira arkadaşlar.” sözleriyle girdi maliyetlerindeki artışa dikkat çekti.
Çiftçilerin kredi borçları nedeniyle ekonomik zorluk yaşadığını belirten Gürer, kırsalda icra işlemlerinin arttığını söyledi.
“Bu ay yalnızca 77 traktöre ve 5 bin 400 tarlaya icra geldi.” dedi.
Mısır ve mercimek başta olmak üzere birçok üründe ithalat politikalarının üreticiyi olumsuz etkilediğini savunan Gürer, Türkiye’de 21 üründe arz açığı bulunduğunu ifade etti.
“21 üründe arz açığı devam ediyor. Bu benim belirlediğim bir arz açığı değil. Verileri ben Bakanlığın, TÜİK’in verilerinin dışında kullanmam.” diye konuştu.
İthalat yerine üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, gübrede yüzde 50 sübvansiyon sağlanması, mazottan ÖTV ve KDV’nin kaldırılması, Ziraat Bankası kredilerinde üreticiyi koruyacak düzenlemeler yapılması ve çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesi önerilerinde bulundu.
Konuşmasının sonunda tarım sektöründeki sorunların çözümü için üreticiyi önceleyen politikalara ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Gürer, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, üreticinin gelirinin artırılması ve tüketicinin uygun fiyatla gıdaya ulaşabileceği sürdürülebilir bir üretim modelinin oluşturulması çağrısında bulundu.
“Bu ülkenin tarımını ayağa kaldırmak için doğru politikalara ihtiyaç var.”
TARIM PUSULASI HABER MERKEZİ








